'Emekçilerin dava silahı elinden alınıyor' 2016-04-11 09:23:15 MERSİN (DİHA) - Haziran ayında yürürlüğe girmesi beklenen “İş Mahkemeleri Kanun Tasarısı” ile işçi-işveren anlaşmazlıklarında arabuluculuk zorunlu hale getirilecek. Arabuluculuk meselesinde işçi lehine hiçbir bir şeyin olmadığını belirten Avukat İbrahim Cinbaş, “Bu tasarı işçilerin hak mücadelesindeki dava silahını elinden almak amaçlı bir tasarıdır" dedi. Haziran ayında yürürlüğe girmesi beklenen “İş Mahkemeleri Kanun Tasarısı” ile arabuluculuk zorunlu hale geliyor. İşçilerin mahkemeye gitmeden önce arabuluculuk merkezlerine başvurmasının zorunlu hale getirdiği tasarı Türkiye’de seçilen 6 pilot ilde uygulamaya konuldu. Seçilen pilot illerden Mersin’de de yaklaşık 5 aydır uygulanıyor. Tasarının işçilerin haklarını gasp ettiğine dikkat çeken Özgürlükçü Hukukçular Derneği üyesi Avukat İbrahim Cinbaş, kamu üzerinde bulunan vekâlet ücreti, dava masrafları yükünün ve iş mahkemeleri üzerindeki yükün azaltılmasının hedeflendiğini söyledi. ‘İşçi ile işveren eşit sayılıyor’ Arabuluculuk ücretinin taraflarca eşit bir şekilde karşılanmasından başlamanın önemli olduğunu söyleyen Cinbaş, “Normalde işçi davalarında işçi alacağı için mahkemeye başvurduğunda bile zar zor, borç harç bunu karşılıyor ve mahkeme açıyor. Dava bittiğinde ise bu verdiği ücreti geri alabiliyor. Burada ise arabuluculuğun ücreti hem işçiye hem de işverene eşit dağıtılıyor. Yani işçi ile işveren eşit düzeyde tutularak ikisinden eşit ücret alınıyor" dedi. Bunun da tamamen eşitsiz olan bir durum olduğunu kaydeden Cinbaş, arabuluculuk ücretini karşılayamayanlar için de arabuluculuk merkezinin bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Hâkimliği’nin kararıyla arabuluculuk masrafları devlet tarafından karşılanacağını, ancak bunun uygulamasının çok zor olduğunu belirtti. Çoğu insanın parasını alamadığında bir avukatın yanına dahi gitmeyi akıl edemediğini, dilekçeciden dilekçe yazıp mahkemeye başvurduğunu dile getiren Cinbaş, “Bu işçi arabulucuya gittiğinde arabulucu karşısında kendini nasıl savunacak, meramını nasıl anlatacak. Nasıl karşıdaki işverenle bir anlaşmaya gidecek. Türkiye’de açlık sınırının ortalaması belli iken bu uygulama ile işçi en cüzi miktarlarla uzlaşmayı kabul edebilir” dedi. ‘Arabulucuların verdiği kararlarda farklılıklar doğabilir’ Arabuluculuk meselesinde işçi lehine hiçbir bir şeyin olmadığını savunan Cinbaş, “İdari mahkemelerde işçi lehine bir yorum vardır burada işçi lehine bir yorumun nasıl tutulacağı, nasıl yapılacağı belli değil” dedi. İşverenin hem parasal anlamda hem de arabulucu üzerinde kendini ifade etme anlamında güçlü olduğunu anlatan Cinbaş, mahkemeler yerine arabulucuları devreye sokmanın işçilerin ellerinde olan hak arama mekanizmasının ellerinden alındığının göstergesi olduğunu belirtti. Arabuluculuk meselesinin içtihadının olmadığını da dile getiren Cinbaş, arabulucuların verdiği kararlarda fark doğabileceğine dikkat çekti. ‘Tasarının maddeleri yüzde 100 hak kaybına neden olabilir’ Yine tasarıda yer alan ve yüzde 100 hak kaybına neden olabilecek bir maddenin altını çizen Cinbaş, “İş anlaşmazlıklarında kıdem, ihbar ve yıllık izin için zaman aşımları normalde uzundur. Yeni getirilecek olan bu tasarı ile yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırı davranmak tazminatı ile ilgili dava süresi iki yıl içinde sonuçlandırılmazsa zaman aşımına uğrayacak” dedi. Türkiye de iki yıl içerisinde davaların sonuçlandırılmasının mümkün olmadığını dile getiren Cinbaş, iş davalarının bazıları 3 ile 5 yıl sürerken bu tasarı iş davalarının hepsinde gündeme geleceğini ve işverenin davaları uzatmak için elinden gelen her şeyi yaparak bu tazminatları ödememek için her şeyden rahatlıkla sıyrılacağını belirtti. ‘AKP’nin emeğe yönelik özel politikasının devamı’ Emekçilere yönelik çıkarılan bu yasaların AKP’nin özel politikası olduğunu aktaran Cinbaş, bu yasa tasarısının da diğer yasa tasarıları gibi işçilerin haklarına ulaşmak için var olan basamakları birer, birer ortadan kaldırma amacını taşıdığını söyledi. Tasarıyı bir bütün olarak değerlendirmek gerektiğinde var olan birçok hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını belirten Cinbaş, “Bu yasa tamamen eşitsiz konumdaki kişileri bir araya getirip, kamu üzerindeki masrafı azaltmak, iş mahkemeleri üzerindeki yükü azaltmak aynı zamanda işçilerin hak mücadelesindeki dava silahını elinden almak amaçlı bir tarsı olarak görünüyor” dedi. ‘Emek alanı darbe dönemlerinden daha yoğun saldırı altında’ Genel İş Şube Başkanı Kemal Göksoy ise Türkiye’de emekten yana çıkarılan hiçbir yasa tasarısı ve yasanın emekçiden ve emekten yana olmadığını belirterek, “Son dönemlerde yasalaştırılan ve uygulamaya konulan maddelere bakıldığında bunların hepsinin işverenden yana olduğu ortadır” dedi. 12 Eylül ve 21 Mart darbe dönemlerinde dahi emeğe yönelik bu kadar kapsamlı saldırılar olmadığını vurgulayan Göksoy, "Biz işçiler olarak haklarımızı nasıl direnerek kazandıysak yine direnerek, kaybetmeyeceğiz. İşçinin, emekçinin sabrını daha fazla zorlamasınlar” ifadelerinde bulundu. (ba/hk/st/fç)