İktidar mültecilerin her halinden fayda sağlıyor
İZMİR (DİHA) - AKP hükümeti, Türkiye'ye sığınan Suriyeliler için AB'den toplam 6 milyar euro fon sağlarken bir yandan da ucuz işgücü ordusu oluşturuyor. İnsan hakları savunucuları, savaş nedeniyle topraklarını terk eden mültecilere insanca bir yaşam olanağının sağlaması gerektiğini ifade etti.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında uzun süren pazarlıkların ardından yapılan "Geri Kabul Antlaşması" sonrası ilk mülteci kafilesi üç gün önce Dikili'ye getirilirken, AKP'nin mülteciler üzerindeki faydacı yaklaşımı durmak bilmiyor. Mülteciler için AB'den 6 milyar euro fon alan AKP, şimdi de mültecilere "Çalışma izni" adı altında güvencesiz ucuz işgücü ordusu oluşturuyor. Sanayiden turizme, tarımdan tekstile sektörüne düşük ücretle çalışan mülteciler, hükümet destekli sermaye gruplarının iştahını kabartıyor.
Örgütsüz ve ucuz işgücü
Mülteci emeğinin yoğun sömürüldüğü İzmir'de kent içinden kırsalına kadar mülteciler çalıştırılıyor. Kent merkezinde patronların sömürdüğü mülteciler kırsalda da dayıbaşıları tarafından karın tokluğuna çalıştırılıyor. Bornova Doğanlar civarında yaşayan Suriyeliler, Işıkkent Ayakkabıcılar Sitesi'nde, Buca Gediz ve Karabağlar civarında yaşayan Suriyeliler tekstil atölyelerinde, Konak Kadifekale, Agora, Basmane ve Ballıkuyucivarında yaşayanlar ise bu bölgelerdeki merdiven altı tekstil atölyelerinde ve inşaat sektöründe çalıştırılıyor. Kent merkezi dışında ise Foça, Torbalı ve Seferihisar gibi ilçelerde mülteciler tarım sektöründe çalıştırılıyor. Dayıbaşları, geçmiş yıllarda ucuz işgücü olarak çalıştırdıkları Kürt işçilerin yerine şimdi daha örgütsüz Suriyeli mültecilere yönelmiş durumda. AKP'nin mültecilere "çalışma izni" vermesi durumunda ise kayıtdışı emek sömürüsü yasallaştırılmış olunacak.
'Zaten ağır koşullarda çalışıyorlardı'
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Mülteci Komisyonu üyesi Mehmet Aker, daha önce yaptıkları çalışmalarda mültecilerin Türkiye'de çok ağır şartlarda ve birçok haktan yoksun olarak çalıştırıldıklarını belirtti. Aker, "Daha önce yapmış olduğumuz gözlemlerde Torbalı Tire Kiraz Fça nmenemen gibi ilçelerde yaptığımız çalışmalarda mültecilerinde çok ucuz fiyatlara tarla ve bahçe işlerinde çalıştırdıkları hatta bazılarının ücretlerini alamadıklarını gördük. İnşaat, tekstil, ayakkabı imalatı gibi işlerde sosyal güvenceden yoksun olarak çalıştırılan mülteciler, barındıkları mekanların ise tuvaletsiz ve banyosuz olduğunu tespit ettik. Özelikle çocukların sağlıksız koşullarda büyüdüğünü, temel yaşam hakkı olan eğitim hakkından dahi yoksun olduklarını da gözlemlendik" diye konuştu.
AB ile Türkiye arasında yapılan mülteci pazarlığına da dikkat çeken Aker, "AB ile varılan mutabakatta geri kabul antlaşması gereği geri gönderilen mülteciler kamplarda ağırlanacak, eğitim, iş ve sosyal yaşam olanaklarına kavuşturulacağına dair bir çalışma yapılacağı belirtilmişti. Fakat gözlemlediğimiz kadarıyla geri gelen insanlar bütün bunlardan mahrum durumdadır" dedi.
Mültecilerin uyum sağlamaları ve Türkiye'de çalışmaları için yapılan düzenlemelerin ise sermayedarların işine yarayacağını ifade eden Aker, şöyle devam etti: "Mültecilere Türkiye'de çalışma izni verilse dahi onlar mecbur olarak ağır ve sağlıksız koşullar çalışacaktır. Emekleri bu şekilde sömürülecektir. Sıkıntılar had safhada devam etmektedir. Ülkemizin istihdam olanakları göz önünde bulundurulduğunda zaten var olan işsizlik mültecilerin çok ucuz iş gücü olarak çalıştırılacağının ifadesi olacaktır." Son olarak mültecilerin ucuz iş gücü olarak görmek yerine insanca yaşam koşullarının sağlanması gerektiğinin altını çizen Aker, "Mülteciler ucuz iş gücü değildir. Onlar kendi topraklarından kaçıp, ölümden, zordan, şiddetten kaçıp en yakın yere göç etmişlerdir. Bu minvalde düşünüldüğünde mültecilik bir haktır" ifadesinde bulundu.
(cb/sd)

